insana yazın en sıcak günlerinde açık morgu gösteren, ceset kokusuyla tanıştıran, iskambil kağıtları gibi yıkılan evleri gösteren, salgın hastalık, yağma, karantina korkusu öğreten, bu korkuyu susuz elektriksiz evinizin dibinde günler boyunca iliklerinize işlettiren,
gezecek yeri yok, eğlenecek yeri yok, vakit geçirecek yeri yok diye eleştirenlerin sanki ömürlerini nişantaşında, taksimde, bağdat caddesinde cafelerde geçiriyormuş partilerden çıkmıyormuş gibi acımasızca eleştirdiği aslında bunları hiç hakketmeyen,
körfezin kirli havası bulunmayan, istanbulun kargaşası olmayan,
bir günlük gözlemle anlaşılamayacak kadar güzel,
uğruna şiirler yazılan şehirdir...
kısacası memleketimdir...